Dr Serbülent Orhaner

Dr Serbülent Orhaner

1956 Ankara
1979 Hacettepe University Faculty of Medicine, ANKARA
1979-1980 Ankara Bala and Kirsehir Health Center Physician, ANKARA
1980-1984 Residency at Hacettepe University Faculty of Medicine, Obstetrics and Gynecology Department, ANKARA 
1984-1990 Kirklareli State Hospital, Obstetrics and Gynecology Specialist, KIRKLARELI
1990-1994 Trakya University Faculty of Medicine, Obstetrics and Gynecology Department, Associated Professor, EDIRNE
1995-1996 SFA Women Health Center, Obstetrics and Gynecology Specialist, BURSA
1996-1998 Vatan Hospital, Obstetrics and Gynecology Specialist, BURSA
1998- SORANUS Founding Partner and Director in Charge BURSA
2001 Istanbul University Cerrahpasa Faculty of Medicine, Obstetrics and Gynecology Department In Vitro Fertilization Physician Certification Education, ISTANBUL

Kısırlık tedavisi sırasında çiftlerin çoğunda embriyo gelişmesine rağmen gebelik olmaz. Döllenme olmasına rağmen gebelik oluşmamasının nedeni çoğu zaman embriyonun rahime yerleşme safhasında sorun yaşanmasıdır.

Embriyonun rahim içine yerleştirilmesinin ardından değişik olaylar meydana gelir. İlk olarak embriyo bölünmeye ve büyümeye devam eder. Belli bir boya ulaştığında kendisini çevreleyen zarı (zona pellusida) yırtıp endometrium olarak adlandırılan rahim içindeki dokunun derinliklerine yerleşir. Burada büyümesine devam eder.

Uzmanların görüşüne göre, gebeliğin oluşmamasının en önemli nedenini , embriyonun bu zarı yırtarak dışarıya çıkamaması ve dolayısıyla rahim duvarına yerleşememesidir.

Bu problemi çözmek için embriyoyu, çevreleyen bu zarda transfer işlemi öncesi kimyasal veya mekanik yöntemlerle küçük bir delik açılmalıdır. Böylece embriyonun bu zarı yırtıp rahim duvarına yerleşmesi sağlanmış olur. Yapılan bilimsel çalışmalar, bu yöntemle gebelik oranlarında belli bazı hasta gruplarında (35 yaş üstü kadınlarda, daha önce başarısız tüp bebek denemelerinin varlığı veya bu zarın kalın olduğu tespit edildiği durumlarda) hissedilir bir yükselme olduğunu gösterir.

Erkek kısırlığında bir devrim sayılan mikroenjeksiyonla sperm sayısı ve hareketliliği az olan veya spermlerinde şekil bozukluğu olan erkeklerde çocuk sahibi olabiliyor.

Yardımcı üreme uygulamalarında, sperm hücrelerinin herhangi bir nedenle kadın yumurtasına erişemediği veya yumurta zarını aşamadığı erkek kısırlığı durumlarında, yeni bir tüp bebek yöntemi olan mikroenjeksiyon tekniği kullanılıyor. Mikroenjeksiyon tekniği ortaya çıkmadan önce, şiddetli erkek kısırlığı durumlarında kullanılan ilaç tedavilerinin ve varikosel ameliyatlarının etkili olduğu hiçbir zaman gösterilemedi. Günümüzde uzmanlar bu tedavilerin şiddetli erkek kısırlığı olarak nitelenen durumlarda yeri olmadığını ve artık kullanılmaması gerektiğini ifade ederler. Bu durumlarda uygulanan mikroenjeksiyon tekniği mağdur erkeklerin kaderini açık bir şekilde değiştirdi. İlk kez bu durumların tedavisi hücre düzeyinde yapılabiliyor. Tek bir sperm hücresi kadından elde edilen yumurtanın içerisine saç kılından daha ince bir iğne yardımıyla mikroskop altında enjekte ediliyor ve döllenme sağlanıyor. 

Kimlere uygulanabilir? Bu teknik esas olarak üç değişik kategorideki bozukluğa hitap eder. Bunlar sperm sayısının ya da hareketliliğinin eksik olduğu durumlar. Ayrıca sperm şekillerinin (morfoloji) bozuk olduğu durumlardır. Mikroenjeksiyon uygulamalarında döllenme oranı, sperm oranı ile ilişkili değildir. Menide birkaç tane sperm hücresi bulunduğu durumlarda dahi döllenme oranı değişmez (% 70 - 80). Bu teknik ile birkaç sperm hücresi ile dahi gebelik elde edilebiliyor. Sperm hücrelerinin hareketliliğinin yetersiz olduğu durumlardaysa bu teknikle spermlerin yumurta zarını aşmaktaki zorluğuna çare bulunabiliyor. 

Sperm şekillerinin bozuk olmasının bir kısırlık nedeni olduğu, bu durumlarda yapılan tüp bebek uygulamalarında dahi döllenmenin olmadığı veya döllenme oranının çok düşük olduğu uzun yıllardır biliniyor. Mikroenjeksiyon tekniği uygulamalarında sperm şekilleri döllenme ve gebelik oranları üzerinde olumsuz etki göstermez. Yumurta bir tüp (pipet) yardımıyla negatif basınç kullanılarak sabitleştiriliyor. Ardından sperm ince cam iğne ile yumurta içine enjekte ediliyor. İki veya üç gün sonra döllenmiş yumurta (embriyo) rahim içine yerleştiriliyor

Yumurta toplama işleminin ardından kadından alınan yumurta ve erkekten alınan spermler laboratuvar ortamında döllenir. İki türlü dölleme yöntemi vardır.

  • Spermlerle yumurtalar bir araya bırakılırlar. Spermler yumurtaları kendileri döllerler. Buna klasik tüp bebek denilir.
  • Her bir yumurta içine bir tane sperm mikroskop altında, özel yöntemlerle yerleştirilir. Buna intrastoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) veya kısaca mikroenjeksiyondenilir. Sperm sayısının çok az olduğu, sperm işlevlerinin bozuk olduğu veya açıklanamayan infertilite durumlarında mikroenjeksiyon (ICSI) tercih edilmelidir.

 İşlemden 16 - 18 saat sonra döllenme olup olmadığı kontrol edilir.

Embryo transferinden 12-14 gün sonra hasta gebelik testi için yeniden kliniğe çağırılır. Kanda beta-hCG denilen hormonun düzeyine bakılarak hastanın gebe olup olmadığına karar verilir.

Bu test sadece pozitif veya negatif diye bir sonuç vermez. Gebeliği oluşturan hücre kütlesinin boyutlarına ve canlılık durumuna göre bir rakamsal değer verir. Gebeliğin dönemine göre bu rakamsal değerin değişimi, bize gebeliğin gelişimiyle bağlantılı dolaylı bir fikir verir. Testi pozitif olanlar 2 gün sonra yeniden kanda gebelik testi için çağırılır. İki testin sonuçları arasındaki ilişki değerlendirilerek gebeliğin sağlıklı gelişip gelişmediğine karar verilir. Sağlıklı bir gebelikte iki gün sonra kan beta-hCG değeri yaklaşık 2 kat artmalıdır. 

Bazı durumlarda bir süre sonra kan beta-hCG değeri sıfıra iner. Bu durum biyokimyasal gebelik olarak adlandırılır. Beta-hCGnin beklenenden daha farklı artışları ise ektopik gebeliği (dış gebelik) düşündüren bulgulardan birisidir. 

12. ve 14. günlerdeki beta-hCG değerleri istenilen şekilde artan vakalar klinik gebelik olarak kabul edilir ve bir hafta sonra ilk gebelik ultrasonu için çağırılır. Bu ilk ultrasonda rahim içinde gebelik kesesinin olup olmadığı ve eğer kese varsa, kaç tane kese olduğu araştırılır. Çoğul gebelikler bu ilk ultrasonda görülebilir. 

Zaman zaman çoğul başlayan gebeliklerde fetus sayısı düşüş gösterir. Örneğin üçüz olarak başlayan bir gebelik, daha sonra iki hatta tek bebeğe düşebilir. Bu duruma spontan fetal redüksiyon adı verilir. Fazla olan bebek sayısının cerrahi olarak azaltılması ise fetal redüksiyon olarak adlandırılır. Özellikle üçüz, dördüz ya da daha fazla sayıda bebeğin geliştiği durumlarda fetal redüksiyon diğer bebeklerin yaşam şansını yükselttiği için önerilir.


Tüp Bebek Aşamaları

Aşağıdaki Resimlere Tıklayınız 

 

tüp bebek aşamaları tüp bebek aşamaları tüp bebek aşamaları
tüp bebek aşamaları tüp bebek aşamaları tüp bebek aşamaları
tüp bebek aşamaları

Page 8 of 8

Merkezimizden Kareler

İletişim & Adres

Adres: Dikkaldırım Mah. 1. Değirmen Cad. N:22/2A Osmangazi/BURSA

Tel: 0224 232 24 70

Fax: 0224 232 24 75

Email: This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Danışma Formu
Acil sorularınız için: 0224 232 24 70
1000 sola karakterler
Languages

Lütfen telefon numaranızı girin
kısa sürede sizi sorularınız için arayalım.

We are calling your phone

0:00

Thanks,
We will call you back soon.

Bize ulaşın

Bize ulaşın

Close